UMUT et, HAYAL kur - Blogcu

neresindeyim hayatın,?

9/4/2009 - 8 nisan 2009

Kategori: sadece ben

/Dizlerimi kırıp oturmak ve kafamı ellerimin arasına alıp düşünmek istiyorum. Giden bunca yılın ardından, neler bıraktım… Başım zonkluyor düşünemiyorum…/

Farklı bir giriş yapmayı ümit etmiştim bir yıl boyunca. Belli zamanlarda bu yazıya nasıl başlayabileceğimi düşünmüş ve her seferinde şunlara dikkat etmeliyim diyerek notlar almıştım ama bu geceye ulaştığımda o notların hiçbir öneminin olmadığını fark ettim. Bir doğum günü yazısı olmalı bu ve yazılacaksa bu günün ruh halini yansıtmalı. Yıllar sonra bu günü müthiş bir baş ağrısı ile hatırlayacağım…

Geçen sene yazımın sonunu iyi ki doğdun Adem diyerek sonlandırmıştım. Bu yıl iyi ki varsın demek istiyorum.

Geçen üç yüz altmış beş güne dönüp baktığımda saçlarıma düşen beyazların sayısının arttığını görüyorum. Son günlerde biri şu takvim yapraklarını koparmasın demek geçiyor içimden. Zamanın manasını kavrayamadan geçiveriyor günlerim. Bu sene uzak diyarları gördüm;

Önce İran; İsfahan diye bir şehrin hala yaşadığını fark ettim. İnsanların birbirine güvendiğini ve aşkların devam ettiğini anladım. Kimse bilmiyor; İsfahan’ın ortasında küçücük bir kağıda not yazıp gelecekte onu canı cananıma okutmak için sakladığımı ve İsfahan’ın serin sularına bıraktığımı…  

Pakistan; görmezden gelinebilir mi? Ne söylemek gerekirse artık. İçim sızladı o insanları gördüğümde ve iğrendim hayatımdan, takıntılarımdan. Yaşamak bu kadar zor mu veya kolay mı?

Hindistan; bu ülkeyi anlayabilmek imkansızmış, bunu anladım. Gandhi geldi kuruldu beynimin kıvrımlarına ve her bir düşüncesini nakış nakış işliyorum hayatıma. Ölürken kolundan aşağı sarkan apoletleri veya adının önüne gelen kısa takıları yoktu ama kişiliğiyle milyonlarca insanın eşliğinde uğurlandı son yolculuğuna. Farklılıkların bizi bir bütün yapabileceğini öğrendim…

Nepal; renklerin birbirine karıştığı ülke, fakir ama gururlu… Küçük bir kız çocuğunun adının ardına uydurulan hikayeleri dinledim. Dünyanın zirvesinin bizi ne kadar küçük yaptığını anladım. Korktum. Heyecanlandım.

*

Bir doğum günü yazısı olması bu yazıya haddinden fazla anlam yüklüyor. Kelime oyunlarına gömülmektense kısa yoldan bir şeyleri anlatması isteniyor. Çok değiştim yine bir önceki seneye göre. Üzerine titrediğim düşüncelerimi baltaladım. Hiçbir zaman duymayacağım ve duysam da anlamayacağım çığlıklarla uyandım bazı gecelerde. Doğruyu söylemek gerekirse, değişim denen mendebur beni de etkiledi. Yaşadığım düş kırıkları büyüttü beni. Ne söyleyeyim bunca yaşanan öykünün arkasından, sözlerin içimize oturan küsmelerinden sonra, varsın devam etsin bu hayat ve süremiz gelinceye kadar yaşayalım.

*

Sanırım toyluk dönemimi üzerimden attım. Fark edemeden büyüdüm. Bir kızım olmasını istiyorum, yaşayamadığım çocukluğu daha doğrusu yaşamaya doyamadığım çocukluğumu onunla yeniden yaşamak istiyorum.

*

Ne çok sızım varmış…

Bir küçük kıvılcım düştü gönlüme, öyle bilinen bir şey değil. Tam bana göre, tam kişiliğimi parçalara ayırıp her birini farklı renklere boyayabilecek nitelikte. Kimse bilmiyor?

Ne söylenebilir ki yine bahar geldi, laleler açtı, soğuklar gitti. Annem benim doğduğum nisandan bahsetti geçenlerde, her taraf bembeyazmış, soğukmuş ve üşümeyeyim diye beni koynunda yatırırmış. Diyor ki, hala daha benim kokumu duyarmış her kar yağışında ve yanında yokum diye üzülürmüş. Yıllar geçse de unutulmaz mı insanın kokusu?

Bilmiyorum, yıllar sonra dönüp ardıma baktığımda neler bulacağım?

Ah annem, bir tanem… Senin yanımda olmanı ne çok isterim…

*

Kestirme yolları kullanıyorum yine, ah elif…

Söylemek istediğim ama söyleyemediğim öyle çok şey var ki,

Konuşsam, kimse anlamayacak beni

Sussam, zaten susuyorum.

Bir yer var, her gece düşlerime giriyor. Ben o yeri bulmaya çalışıyorum.

İnsanlar, neden korkuyorsunuz…

Yine sonunu bulamadı bu yazı,

İyi ki doğdun Adem.

İyi ki varsın…

Umut et ki gelecek yıl da var olasın…

Yıl 2009 mevsim bahar, nisan 8, kimse yok yanımda ve yatağımın içinde iki büklüm başımın ağrıları ile boğuşuyorum. Bugün benim doğum günüm. Ben Bugün doğmuşum. Beyaz bir kağıdın üzerine çöpten adamlar yaptım ve onlarla konuştum.

Işıkları kapamayı kim unuttu yine?

İyi geceler Adem, iyi yıllar…

*

/giden her gün sonsuzluğa yaklaşmam için olmalı…/  

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

6/6/2007 - yine hüzün

Kategori: sadece ben


        yine hüzün...                                                                                                                                         

 

başlangıç gibi bir şey mii bu

gecenin onikisinde karşıma çıkan

ne önemi varsa artık kelimelerin

ardı sıra gelsin  bakalım...

 

neresinde olduğumu kaybettim zamanda

ne içindeyim hayatın

ne de büsbütün dışında

bir köşede, bir kaldırım kenarında

tek ayak üzerinde

sek sek sekerek

yürümeye çalışıyorum...

 

kimse farketmiyor benim yaşadığımı

veya

ben farkettirmiyorum nefes aldığımı

öyle içten öyle sessiz nefes alıyorum ki

penceremdeki cama yazı yazamıyorum...

 

anlamsız ,

karışık düşüncelerdeyim

karar veremiyorum, yaşayamıyorum.

ölüyorum hey dostlar... ölüyorum

sesim soluğum kesildi

bu demokratik rüzgarlar bitirdi beni

babamın koştuğu atın tekmesi

amcamın okları vurdu beni

köşeye sıkıştım

bir fare misali

kapan beni bekliyor..

 

dur..

ne olur...

daha söyleyeceklerim var sana....

 

kararsızlığımda kaldığım için

yazılarımı tekilleştiriyorum

dünya meselelerinin çok dışında kaldım

kendi dünyamda kayboldum

seçimlerimi kaybettim

oylarımı çöpe attım...

elim kalem tutuyor ama

yazamıyorum....

 

yüzümü ay ışığına dönüyorum

ılık bir istanbul meltemi vücudumu titreten

benim mi bu beden

yoksa bir ölüm mahkumunun mu?

kaçıncı katındayım hayatın

atlasam aşağı yeniden başlayabilir miyim...

ayaklarım titriyor

ellerimle ayı yok ediyorum oysa

 ne kolay değil mi?

/ sessizliğin gürültüsü kulaklarımı boğuyor/

 

yine F aldım hayattan

karnem yine tüm zayıf notları aldı

annem karneme bakmak isteyecektir eminim.

göstermeyeceğim

hayatta kaldığımı/sınıf geçemediğimi, hep çocuk olduğumu büyümeye adım atamadığımı/

anlayamayacaksınız...

 

bitsin mi bu yazı burada ey günlük.

bitsin...

yoksa

ben biteceğim...

 

/ erkekler ağlamazdı oysa/

 

 

 

/ağladım…/

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

6/6/2007 - hiçlikten sonsuzluğa umutla...

Kategori: sadece ben

hiçlikten, sonsuzluğa, rüya

 

Gözlerim açtım, her yer karanlıktı. Anlamıştım daha güneş doğmamış ve etraf daha aydınlanmamıştı. Bu saatlerde uyanmazdım ben. Uykum ağırdı ve her ne hal olursa olsun beni uyandıramazdı. Hem öyle ki saatim falanda çalmamıştı benim uyanmamdaki sebep çok daha farklı idi. Uykumda koşuyordum. Yemyeşil bir kırda, etrafım ağaçlarla dolu idi. Benden başka hiç kimse yoktu o kadar mutlu idim ki anlatamam hayatımda hiç bu kadar mutlu hissetmemiştim kendimi sonra ardımda bir çığlık duydum, içimi ürperten bir çığlık ve gözlerimi açtım, o yemyeşil kırlar gitmişti, her yer kapkaranlıktı. Güneş daha doğmamıştı.

 

 

 

Yatağımdan doğruldum, uykulu gözlerle bakıyordum etrafa çok fazla bir şey gördüğümde söylenemezdi. Etraftaki eşyalara çarpmayacak kadar işte. Kapıya kadar gittim kolundan tutup açtım ve karşı taraftaki banyoya girdim. Aynaya baktığımda gözlerimdeki uykusuzluğu gördüm. Ellerime su aldım ve buz parçaları kadar soğuk suyu yüzüme vurdum. Fakat hissedemiyordum sanki bunu, bir daha yaptım sonrasında bir daha, üçüncünün ardından kendime gelmiştim biraz. Saçlarıma götürdüm sonra ellerimi ve parmak aralarım saçlarıma girecek şekilde gerilere attım. Gözlerime giremeyecekti artık saçlarım, çok fazla düzene koymazdım onları dağınık halde kalmaları ve insanlar tarafından garip karşılanmak hoşuma giderdi.

 

Fakat bir şey fark ettim ayna karşısında, koşarken yemyeşil kırlarda saçlarım dağınık değildi. Hiç olmadığı benim bile göremediğim kadar düzgün taranmıştı, hangi dizayner tarafından taranmış ve şekil verilmişti bilmiyorum ama bu güzelliği size anlatamam. İnanamıyordum ama o rüyada ki bendim…

 

 

 

Güneş daha doğmamıştı. Sofistike duygularda apokaliptik hayaller peşindeyim, hiç olmadığım kadar yalnız, her zaman ki gibi pesimistim, biri var biliyorum beni düşünen ve benim onu düşündüğümü bilen, ikili oyunlar oynuyoruz ellerimiz göğe açık.

 

Hiçliğim var ortada ve hislerim. Yanındayım ya başka ne isterim, hakkım olanlar yeter bana…

 

Hiçlikten geldim, zorlukları severim ve yaşamaksa eğer hayalleri ömrüm, varsın olsun buna kim dur diyebilir ki, sadece bir tek yüreğimiz var oda bize yeter.

 

 

 

İnsanım ben, adım adem, hiçlikten geldim, sonsuzluğu hayalle…

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

6/6/2007 - leylekler getirmiş beni...

Kategori: sadece ben

Leylekler getirmiş beni

 

Soğukmuş kış sonuymuş leyleklerin dönüşüymüş,

İki kilo bile yokmuşum doğduğumda,

Doktorlar yaşamaz demişler benim için,

Çok zayıfmışım.

Ama almış annem beni kucağına ve bu demiş benim oğlum o ve ilk öpücüğü koymuş alnıma, şimdi yetmişi geçti kilom ve seksenlerde boyum ve yaşıyorum.

 

Hava çok sertmiş, , hiç görülmedik şekilde soğukmuş, sekizini gösteriyormuş takvimler nisanın ve annem benim için sancılanmış. Kaldırmışlar akşamdan hastaneye fakat yokmuş yanında babam. Çünkü hastaymış babam bacakları ağrıyormuş o zaman çalışmıyormuş. Annemi komşumuz götürmüş hastaneye. Geceymiş ve soğukmuş leyleklerin dönüşüymüş.

Sabaha kadar annem beni beklemiş ben bir türlü hazırlanamıyormuşum dünyaya gelmeye, saatler ilerlemiş iki olmuş üç, dört sonra beş derken annem yeter artık demiş ilk kez kızmış bana sonra bir el tutmuş kafamdan ve sonra ayaklarımdan. Vurmuş popoma iki kere ağlatmış beni, ayaklarım yukarıda kafam aşağıdaymış. Susmamışım ben sanki geldiğime pişmanmışım gibi ve ağlıyormuşum hep daha zamanı değil hazır değilim daha. Mevsim daha baharı görmedi ben baharda geleceğim diye fakat olmuş işte gelmişim memnun olmayarak. Sekizin de ayın, sabahın beşinde ve seksen dört nisanında.

 

Dedim ya iki kilo bile yokmuşum. Almış ellerine annem beni benden önce ki üç çocuğundaki gibi sevinçle. Saçlarım sarıya çalıyormuş, bakmış gözlerime annem ve dediğine göre ağlamış bağrına basarak beni. Yokmuş yanında çünkü eşi hastaymış.

Bereket derler ya doğum, eve gelmişim babam almış kucağına ve bırakmamak üzere sarmış beni koynuna, sonra on yaşındaki ablam sormuş bu benim kardeşim mi anne, sonra 8 yaşındaki abim çok küçük bu demiş, 6 yaşındaki abim kıskanmış babamın kucağında yanına gelmiş babamın. Babam anlamış, o çirkin bak şuna küçücük. Hem daha altı bile bezli ben seni seviyorum bir yandan anneme gülümsüyormuş.

Zaman geçiyormuş soğuk gidip güneş geliyormuş. Babamız iyileşiyormuş annem ise hem bana bakıp hem de ceviz kırıyormuş diğerlerine.

Babam iyileşmiş sonra yürümeye başlamış işine tekrardan dönmüş ve gitmiş nüfus müdürüne oğlum oldu. Adını amcası koydu adem demiş, adı gibi olsun yokluktan gelip varlığı bulsun. Yazmış memur otuz haziran demiş seksen beş yılına koymuş beni. Görmeden bilmeden.

 

Leyleklerin gelişiyle gelmişim ve belki kim bilebilir leyleklerin gidişi ile gideceğim bir gün. Saçlarım sarıymış doğduğumda. Şimdi siyah yetmiş altı kilo var o günle aramda ve yirmi iki yıl geçti hastaneye göre memura göre ise yirmi bir...

                                                                                                                             (ŞUBAT 2006)

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

6/6/2007 - anneme

Kategori: sadece ben

ANNEME…

İyi misin anacığım?

Kaç zaman oldu senden ayrılalı biliyor musun? Ben saydım anne ta üç yıl, üç sene önce ayrıldım senden o zamanlarda yoktu bu kadar üzüleceğim ve seni özleyeceğim aklımda ama şimdi inan ki bana, seni çok özledim anne hem de çok çok fazla.

o kadar ki yılların geçmesi beni büyütmüyor artık. Aklımda seninle olan yıllarım varken, senin bana yaptığın elmalı turta geliyor aklıma. nasıl unutabilirim o cevizli çörekleri. anne canımın içi sana sesleniyorum geceleri, duyuyor musun beni. 

Aklıma geliyor o yağmurlu günlerde beni dışarıda ıslanırken görünce ve titrediğimi hissedince hemen çıkarıp üzerindeki şalı bana verişin. kendi ıslanmanı önemsemeden. Annem sen üşümez miydin hiç. Ve senin canın hiç mi bir şey çekmezdi ve sen hep bizim için mi severdin anneciğim.

Benim ayakkabımın olmadığı zamanı hatırlamıyorum anne ama aklımda senin tek bir ayakkabıyı tamirciye götürüp diktirdiğin. Bayramlarda bana elbise alırdın ve ben hiç sormazdım senin var mı diye, ama sen mutlu olurdun benim yüzümdeki gülümseme ile.

Canım annem işte yalnızım şimdi buralarda kimsem yok, bunu yeni anlıyorum senden başka beni anlayan ben ağladığım zaman ağlayan. Biliyorum benim bir yerim acısa senin yüzlerce kez acır ve sen verirsin benim için canını gözünü bile kırpmadan. Annem benim evet sen benimsin bana özelsin benim kokumu özleyensin. Senin o mislerden güzel olan kokunu özlüyorum şimdi.

Anne yıllar geçse de benim en sevdiğim sensin ve yerini alamayacak kimseler, kimseler dolduramayacak yerini ve vermeyeceğim seni kimselere. İlk doğduğumda sen almıştın kucağına beni ve hiç bırakmadın senden ayrılıncaya kadar. Hatırlıyorum 7 yaşımda yere düşmüştüm ağlamıştım sen hemen koşup gelmiştin. Öpmüştün yanaklarımdan ve iyi misin oğlum demiştin. Anacığım şimdi sıra bende ben yüzlerce kez soruyorum iyi misin anacığım.

anneme sadece benim anneme...  

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

adem dönmez

kırık kanatlı kelimeler

ELLERİMİ UZATSAM...

Ana Sayfa
KİMİM BEN
GEÇMİŞ
e-posta
öykülerim...

Kategoriler

GECEYE DÜŞENLER

sessizyusuf
bilal can
ogzulmart
zelihabekoglu
filbahar
birelifhali
oykucu
mstbyd
sumeyyeakkok


adem dönmez